AVRUPA PARLAMENTOSU VE AVRUPA KAMU OYLARI

Bu ayki yazımı da Strasburg’ta yazıyorum. Türkiye’nin Avrupa Birliğine katılım sürecindeki çabalarımızın yoğunlaşacağı alanlardan biri Avrupa Parlamentosudur. Öteki alanlar ise AB Komisyonu ve AB üyesi ülkelerin kamu oylarıdır.

Brüksel’deki AB Komisyonunun muhatabı, esas itibariyle, Türk hükümetidir ve bu organın Türkiye ile ilgili olarak kaleme aldığı belgeler hükümetimizin Komisyona ilettiği bilgilere dayanır. Bu nedenle Komisyonla Türkiye arasındaki ilişkilerde yanlış anlama asgari düzeydedir.

Avrupa Parlamentosu ise 785 milletvekilinden oluşuyor. Bu milletvekilleri oy verirlerken, geldikleri ülkenin hükümetinin talimatına göre değil, genellikle, kendi siyasi eğilimlerine göre hareket ediyorlar. Onun için, Türkiye’nin Avrupa Parlamentosundaki gelişmelerde etkili olması, AB Komisyonundakinden daha zor.

Ancak Türkiye’nin etkilemekte daha da zorlanacağı bir kesim daha var ki o da AB üyesi ülkelerin kamu oylarıdır. AB Komisyonunda muhataplarımızın sayısı 10 larla ölçülürken, Avrupa Parlamentosunda 785 muhatabımız var. Avrupa kamu oyundaki muhataplarımızın sayısı ise 500 milyon kişi civarında.

Türkiye AB Komisyonu nezdindeki girişimlerini devlet düzeyinde gayet ehil eller aracılığıyla yürütüyor. Avrupa Parlamentosu üyeleriyle temaslar ise, henüz sürdürülebilir ve sonuç alıcı bir çerçeveye oturtulabilmiş değildir.

500 milyon nüfuslu AB kamu oylarına yönelik faaliyetlere gelince. Bu faaliyetlerin, toplumumuzun tüm kesimlerince yürütülmesi gerekiyor.Başka bir deyişle iş adamlarımızın, AB üyesi ülkelerdeki iş adamlarıyla; işçi sendikalarımızın, o ülkelerdeki sendikalarla; üniversitelerimizin, o ülkelerdeki muadilleriyle; sivil toplum kuruluşlarımızın o ülkelerde benzer alanlarda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarıyla temas kurmaları gerekiyor. Bu temaslar sayesinde, Türkiye’nin o ülkelerde tanıtılması gerekiyor. Tanıtım, kendimizi olduğumuz gibi, ne daha iyi ne de daha kötü tanıtmamızdır. Yani eksikliklerimizle ve fazlalıklarımızla. Avrupa Birliği, Türk toplumu ile AB üyesi ülkelerin toplumlarının birbirlerini daha iyi tanımalarına katkıda bulunmak için onlarca milyon Euro para ayırdı. Sivil toplum kuruluşlarımızın, ….web sitesine girerek bu imkanlar hakkında daha ayrıntılı bilgi edinmeleri mümkündür.

Bu konuda çok sayıda sivil toplum kuruluşumuzu harekete geçirmek önemli olmakla birlikte, bu kuruluşlarımızın mümkün olduğu kadar eşgüdüm içinde faaliyet göstermeleri de önemlidir.

Bundan bir süre önce, Brüksel’de iki ayrı saygın kuruluşumuz, ayni akşam, ayni saatlerde Avrupa Parlamentosu binasının iki ayrı salonda birer tanıtım faaliyeti düzenlediler. Bir yabancı dostum, eşgüdümsüzlükten açıkça şikayet etmek istemediği için, bana şöyle söyledi: “Bu iki faaliyete de çok yakından ilgi duyuyorum, Ama ayni saatte oldukları için hangisine katılacağımı kestiremiyorum.”

Bu tür faaliyetler çok sık düzenleniyor olsa idi, tarih ve saatlerin çakışmasını yine de izah etmek mümkün olurdu. Fakat, o kadar seyrek oluyor ki, buna rağmen nasıl çakıştığına akıl erdirmek zor. Bu eşgüdüm eksikliğini gidermek için bir şeyler yapmak zorundayız.

Avrupa kamu oylarını etkileme konusuna gelince, bu iş daha uzun soluklu bir çaba gerektiriyor. Gerçi kolay bir iş değil ama, eşgüdüm içinde yapılırsa ve gayretleri zamana yayan bir strateji benimsenirse, üstesinden gelinemeyecek bir iş de değil. Türkiye’nin dinamikleri verimli biçimde harekete geçirilebildiği takdirde, başarılı sonuçlar alabiliriz. Aslında bu işi geçiştirmemiz de mümkün değil. Çünkü, bazı AB ülkeleri, Türkiye’nin AB’ye katılım Andlaşmasını kendi ülkelerinde referanduma sunacaklarını şimdiden açıklamış durumdadırlar. Öyleyse, Türkiye’nin, hedef kitle olarak üye ülkelerin kamu oylarına yönelik bir strateji geliştirmekten başka çaresi zaten yok.

Aslında, kamu oylarını hedeflememizin önemli bir yararı da var: Türkiye’yi üye ülkelerin kamu oylarına iyi anlatabildiğimiz takdirde, o ülkelerdeki popülist siyaset yapan politikacıların da önünü kesmiş oluruz. Bazı Avrupalı politikacılar, Türk karşıtı söylemlerle politika yapmayı hem kolay hem de etkili buluyorlar. Türkiye, AB halklarının bu tür söylemlerden daha az etkilenmeleri için onları bilgilendirmeyi hedef olarak benimsemelidir.

Avrupa Parlamentosunun nisan ayındaki toplantısının gündeminde Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren bir madde yoktu. Ancak, ayda bir kez yapılan Başkanlık Divanı toplantısının (Başkanlar Konferansı) gündeminde Kıbrıs’la ilgili bir konu vardı. Kuzey Kıbrıs Üst Düzeyle Temas Grubu adı verilen bir ekibin Kıbrıs’ta yaptığı temasların sonucunu içeren bir rapor, Divan Toplantısında görüşüldü. Tam metni henüz açıklanmayan söz konusu raporda, iki Kıbrıslı Türk milletvekilinin, gözlemci statüsüyle Avrupa Parlamentosu toplantılarına katılması yolunda KKTC makamlarınca dile getirilen bir talep de yer alıyordu. Parlamentoda en çok milletvekili bulunduran Avrupa Halk Partisi (EPP) grubu bu öneriye karşı çıktığı için, rapor üzerinde şimdilik bir işlem yapılmaması ve gelecek aya kadar bu konunun biraz daha incelenmesi kararlaştırıldı.

Avrupa Birliğinden farklı bir uluslararası kuruluş olan Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, 2004 yılında böyle bir düzenlemeye imkan veren bir karar almıştı. Avrupa Konseyinde işletilebilen bir mekanizmanın, Avrupa Parlamentosunda da işletilebilmesi gerekir. Ancak, Türkiye, Avrupa Konseyinin üyesi olduğu için o kuruluştaki kararların şekillenmesinde etkili olabiliyor. Avrupa Parlamentosunda ise temsil edilmediğimiz için, kararlar, esas itibariyle Güney Kıbrıslı Rumların yönlendirmelerine göre şekilleniyor.

Nice Andlaşmasına göre Kıbrıslı Rumlar, KKTC’deki 220 000 nüfus da Kıbrıs Devletinin nüfusundan sayıldığı için Avrupa Parlamentosunda 6 sandalye işgal etme hakkı kazanmışlardı. Rumlar bu 6 sandalyeden 2 sini sandalyelerin asıl sahibi olan Kuzey Kıbrıs’la Türklere vermedikleri gibi, o iki sandalyeyi gasp ederek Rum milletvekillerine vermişlerdir.

Tüm bu kanunsuzluklar, Avrupa Parlamentosunda 785 milletvekilinden pek azı iş edinip bu işin üzerine gidiyor. Fakat büyük azınlık, bu konunun aslı esası nedir onu dahi inceleme zahmetine katlanmaksızın, Kıbrıslı Rum milletvekillerinin yönlendirmesine uyarak, bu hatanın düzeltilmesine imkan sağlamıyor.

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.