Türkiye’de Ombudsmanlık Kurumu: Yakın Gelecekte Yeni Bir Boyut, “Hukuk Devletinde Ombudsmanın Rolü” konulu seminerde yapılan konuşma, Nevşehir, 9-10 Mayıs 2004

TÜRKİYE’DE OMBUDSMANLIK KURUMU: YAKIN GELECEKTE YENİ BİR BOYUT

Nevşehir, 9-10 Mayıs 2004 

Sayın Başkan,

Değerli konuklar,

Hepinizi en içten sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. Bana bu kadar seçkin bir topluluğa hitap etmek imkanı sağladıkları için, başta TBMM Başkanı Sayın Bülent Arınç ve TBMM İnsan Hakları  Komisyonu Başkanı değerli dostum Sayın Elkatmış olmak üzere, bu toplantının düzenleyicilerine teşekkürlerimi sunuyorum.

            Ombudsman kurumunun çeşitli yönleri hakkında, benden önceki konuşmacılar çok değerli bilgiler verdiler. Ben de Türkiye’deki durum hakkındaki gözlemlerimi ve değerlendirmelerimi sizlerle paylaşacağım.

             Ombudsman nedir?

Ombudsman, devletin vesayetindeki denetim kurumları dışında, halka daha yakın, daha seyyal bir hak arama mercii ihtiyacından doğmuştur. Bu kavramı kurumlaştıran ilk devlet İsveç’tir. İsveç’in, 1809 Anayasası ile kurumlaştırdığı Ombudsman, 110 yıl sonra Finlandiya, 150 yıl sonra Norveç tarafından kendi ülkelerine taşınmıştır.

İsveç’te, Ombudsman, “halkın temsilcisi ve çıkarlarının koruyucusu”  olarak tanımlanmaktadır.

            Fransa’da Ombudsman’a, “arabulucu (mediateur)” adı verilmektedir. Bu karşılık, Ombudsman müessesesinin o ülkelerde nasıl anlaşıldığının da bir göstergesidir.

Ombudsman, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi gelişmekte olan ülkelerde de hukuk devletinin güçlendirilmesi ve demokratikleşmenin bir unsuru olarak görülmeye başlamıştır.

.           Ombudsman idari hiyerarşiye göre, ulusal, eyaletler düzeyinde ve yerel düzeyde (yani belediyeler düzeyinde) faaliyet gösterebilmektedir. İhtisas dallarına göre de çok çeşitli alanlarda faaliyet gösteren Ombudsman’lar görmekteyiz: Parlamenter Ombudsman, Askeri Ombudsman, İnsan hakları Ombudsman’ı, Çocuk hakları,  toplumun çeşitli kesimlerinin hakları Ombudsman’ı vs gibi.

Bazı ülkelerde, bankacılık, sigortacılık, serbest rekabet,  emlak işleri gibi özel sektör kurumları ve üniversiteler de kendi Ombudsman kurumlarını oluşturmuşlardır.

            Şimdi, bir de, Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi de Uluslararası Ombudsman olarak tanımlayabileceğimiz bir uygulama başlatmıştır. Konuklarımızdan Sayın Diamandouros ve  Sayın Gil-Robles, bu sıfatlarıyla aramızda bulunmaktadırlar.

TÜRKİYE’DEKİ DURUM

Türkiye’de şu anda idare üstündeki kontrol, çok sayıda denetim mercii tarafından yürütülmektedir: Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, Parlamento, Devlet Denetleme Kurulu vs gibi.

Yönetimi denetleyen bu kadar çok kurum varken, bir de Ombudsman’a ihtiyaç olup olmadığı sorusu akla gelebilir.  Zannımca, Ombudsman, mevcut denetim kurumlarından hiçbirinin alternatifi değildir. Çünkü onlardan hiçbiri, Ombubdsman’ın sahip olduğu seyyaliyete sahip değildir. Söz konusu denetim kurumları başka ülkelerde de mevcut olduğu halde, o ülkelerde, yine de Ombudsman kurumuna ihtiyaç duyulmuştur. Kaldı ki, özellikle İskandinav ülkeleri, dünyanın en iyi yönetilen ülkeleri olarak bilinmektedir. O halde Türkiye gibi, yönetişime yönelik şikayetlerin çok yaygın olduğu bir ülkede, Ombudsman’ın yapacağı işler bulunabileceğinden kuşku duymamak gerekir.

 Türkiye,  Batı değerlerini benimseyen bir ülke olarak, Ombudsman kurumunu kendi ülkesine taşımak için en geç harekete geçmiş devletlerden biri olmaktadır.

Acaba Ombudsman, denetimde halen eksik kalan boşlukları doldurabilir mi?

Belki tamamen dolduramaz, ama, bu boşlukların azaltılmasına önemli bir katkısı olacağı kuşkusuzdur. Nitekim, bu düşünce ile olsa gerek ki, 2000 yılında, o zamanın hükümeti tarafından Türkiye’de, Kamu Denetçiliği Kurumu adıyla, Ombudsman’abenzer bir kurum kurulması için bir yasatasarısı TBMM’ye sunulmuş, fakat tasarı yasalaşamadığı için kadük olmuştur.

            Söz konusu tasarı, Türkiye’de Ombudsman kurumuna nasıl bakıldığının bazı işaretlerini taşıması açısından önemlidir. Tasarının temel yaklaşımı, batıdaki örneklerinden şu iki noktada farklılık göstermektedir:

            Birincisi, Ombudsman’ın re’sen işlem başlatıp başlatamayacağı hususudur. Batı ülkelerinde Ombudsman, kendisine yapılan şikayet üzerine işlem başlatabileceği gibi, re’sen de işlem başlatabilmektedir. Türkiye’deki kadük olmuş tasarıda ise, sadece şikayet üzerine işlem yapılabileceği öngörülmekte, Ombudsman’ın re’sen de işlem başlatmasına imkan veren bir hüküm tasarıda yer almamaktadır.

İkincisi, batı ülkelerinde  Ombudsman’nın asli işlevi, bireylerin haklarının korunmasıdır. İsveç’te, Ombudsman’ın işlevinin,  “halkın temsilcisi ve çıkarlarının koruyucusu”  olarak tanımlanması ve Fransa’da, Ombudsman’ın karşılığı olarak “arabulucu”  kelimesinin kullanılması bu anlayışın sonucudur.

            Türkiye’de ise, kadük olmuş tasarıya göre, Ombudsman’nın faaliyetlerinde vurgu, bireylerin haklarının korunması değil, idarenin yaptığı işlemlerin hukuka ve hakkaniyeti uygun olup olmadığıdır.

TÜRK OMBUDSMAN’I NASIL OLMALIDIR?

            Türk hükümeti, şu sıralarda, vaktiyle kadük olmuş Kamu Denetçiliği Kurumu yasa tasarısını iyileştirerek tekrar Parlamentoya sunmak için hazırlıklar yapmaktadır. Bu konuda katkıda bulunabilecek makamlarla ve sivil toplum kuruluşlarıyla geniş bir istişareden sonra tasarıya son şekli verilecek ve tekrar Parlamentoya sevk edilecektir.

            Şu anda yapmakta olduğumuz semineri de bu istişarenin bir parçası sayarak, Türkiye’de Ombudsman’ın nasıl olması gerektiği konusundaki düşüncelerimi sizinle paylaşacağım:

a) Seçilmesi ve Görevden Alınması

Ombudsman’ın başarılı olabilmesinin, olmazsa olmaz koşullarından biri bağımsız olmasıdır. Bağımsızlığını sağlamanın yollarından biri, onu atayacak ve görevden alacak makamların isabetle belirlenmesidir. Ülkelerin büyük bir çoğunluğunda, Ombudsman, parlamento tarafından atanmakta ve görevden alınmaktadır. Türkiye’de de bu yolun benimsenmesi, Ombudsman’ın tarafsız kalmasını kolaylaştıracaktır.

Bağımsızlık önemli bir nitelik olmakla birlikte, bunun, sorumsuzluk veya hesap verme yükümlülüğünden muaflık haline dönüşmemesi için de gerekli önlemler alınmalıdır.

Seçilmesinden sonra Ombudsman’ın bağımsızlığını güçlendirecek unsurlardan biri de, Ombudsman’lık görevinin hangi görevlerle bağdaşmayacağı hususudur. Bu nedenle bir çok ülke, Ombudsman’ın, gerek görev sırasında, gerekse görevi bıraktıktan sonra bazı görevlere talip olmayacağını ve getirilemeyeceğini hüküm altına almıştır.

b) Nitelikleri

Ombudsman’ın yapacağı işlerin başında, hak ihlallerinin giderilmesi vardır. Bu nedenle hukuk formasyonu olan kimselerin bu göreve daha ehil olacakları kuşkusuzdur. Bu nedenle, yargı mensupları bu göreve en uygun düşen adaylar olarak görünmektedir. Dünyadaki uygulama da bu yöndedir.

Ketumluk, dürüstlük, ahlaki zafiyetlerinin bulunmaması gibi sübjektif nitelikler de, objektif ve ölçülebilir öteki nitelikler kadar önemlidir.

c) Tarafsızlık

Tarafsızlık, Ombudsman için çok önemli bir niteliktir. Kişisel çıkarlarının söz konusu olduğu bir anlaşmazlıkta Ombudsman’ın tarafsız kalması zordur. Böyle durumlarda Ombudsman’ın anlaşmazlığın çözümünde görev almaması gerekir.

Siyasi  tarafsızlığa gelince, Ombudsman olacak kişinin, hiçbir siyasi partiye üye olmaması ve hiçbir siyasi partinin militanı olmaması gibi koşullar getirilmesi yararlı olur.

 d) Dokunulmazlık

Ombudsman’ın makul bir dokunulmazlık zırhı ile korunması gereklidir. Başka bir deyişle, yaptığı denetimlerden, soruşturma ve incelemelerden veya görevi ile ilgili yaptığı açıklamalardan ötürü soruşturulmamalı, sorgulanmamalı, yargılanmamalı ve cezalandırılmamalıdır.

Türkiye’de, dokunulmazlıktan yararlanan kesimlerin çok geniş olması nedeniyle, dokunulmazlık konusu, kamu oyunda, duyarlık yaratmaktadır. Bu nedenle dokunulmazlığın Ombudsman’lıkla doğrudan doğruya ilgili işlerle sınırlandırılması önem arzetmektedir.

e) Görev süresi

Ombudsman’ın görev süresinin belirlenmesinde göz önünde bulundurulacak unsurlardan biri, işine alışması ve verimli olması için gerekli zamandır. Süre, ne kadar uzun olursa başarı şansının o kadar artacağı doğaldır. Ancak, isabetsiz atama yapılmış olması halinde, sürenin uzun olması olumsuz bir öğe haline dönüşebilir. Bu nedenle Ombudsman’ın görev süresi konusunda, bu iki ihtiyaca ayni zamanda cevap verecek bir orta yol bulunması gerekir.

 Batı ülkelerinin büyük çoğunluğunda, Ombudsman’ın görev süresi 4 yıldır. Seyrek olmakla birlikte bazı ülkelerde bu süre 5 ve 6 yıla da çıkabilmektedir.

Yeniden seçilme yolu kapalı olursa, Ombudsman’ın, işini daha büyük bir gayretle yapma dürtüsü kaybolabilir. Bu nedenle bu yolun açık tutulması yararlı olacaktır.

f)Mali özerklik

Ombudsman mali açıdan da tam bir özerkliğe sahip olmalıdır. Ödenekleri Parlamento bütçesi içinde yer almalı ve Sayıştay’ın hukukilik denetimi dışında hiçbir denetime tabi olmamalıdır.

g)      Merkezi idare ve yerel yönetimler

Türkiye’de başlatılan yerel yönetim reformu çalışmaları sonucunda, yerel yönetimler nisbi bir özerkliğe kavuşacaklardır. Merkezi ve yerel makamların işlemlerini denetleyecek Ombudsman’ların ayrı olması, bir yandan hizmetin kalitesini arttıracak, öte yandan da her bir Ombudsman’ın iş yükünü biraz daha hafifletecektir.

h) Yetki alanı

 Türk Ombudsmanı’nın yetki alanı belirlenirken, tadadi bir yaklaşımla yetkili olduğu alanları saymak yerine, yetki kapsamına girmeyecek alanları belirleyerek, bunun dışındaki tüm alanların Ombudsman denetimine açık tutmak daha isabetli olur. Kapsam dışı alanı da mümkün olduğu kadar dar tutmak gerekir.

Yargı ya intikal etmiş işlerde Ombudsman’ın yetkili olmaması gerekir. Ancak Ombudsman’a başvurmuş olan bir şahıs, sonradan gerekli görürse, pek tabii ki, yargıya da gidebilmelidir. Dünyadaki uygulama da esasen bu yöndedir.

 i) Re’sen harekete geçme

            2000 yılında parlamentoya sunulan Kamu Denetçiliği Kurumu yasa tasarısında, Ombudsman’ın re’sen harekete geçme yetkisi yoktu. Halbuki bu yetki birçok batı ülkelerinde mevcuttur. Türkiye’de de bu yetkinin verilmesi uygun olacaktır.

j) Yaptırım Gücü

Ombudsman’ın elinde, görevini etkili biçimde yapmasına imkan verecek bazı araçların bulunması gerekir. Bunu polis gücü ile karıştırmamak gerekir. Öteki ülkelerde Ombudsman’ın elindeki yetki, “ikna”,  ve “kararlarını kamuoyuna açıklamak” gibi manevi boyutu ağır basan yetkilerdir. Türk Ombudsmanı’nın da bu iki araca sahip olması yararlı olacaktır.

               Ombudsman yıl sonunda Parlamentoya bir rapor sunarak, yıl içinde aldığı başvuruları ve  bu başvurular üzerine yaptığı işlemleri bildirmelidir. Parlamento, yapacağı incelemelerle, Ombudsman’ın haklı olduğu konularda hükümetin ilgisizliğini veya sorunun giderilmemiş olduğunu tespit ederse veya gerekli görürse Bakanlar Kurulu yahut ilgili bakan hakkında kendi denetim yollarına başvurmalıdır.

k) Bilgi Edinme Hakkı

Ombudsman’ın, görevini hakkıyla yerine getirebilmesi için, çok geniş araştırma ve soruşturma yapmaya ihtiyacı olacaktır. Bu nedenle, Ombudsman, tüm yönetsel belgeleri görebilmeli, yöneticileri sorgulayabilmeli ve gerektiğinde yönetimin diğer birimlerinden yardım alabilmelidir. Tüm kamu mercileri, bu yetkilerini kullanmada Ombudsman’a  yardım etmekle mükellef olmalıdırlar. Ancak bu sayede Ombudsman idari tasarrufların yerinde olup olmadığını ortaya çıkarabilecektir.

l) Uzlaşı Kültürü

Ombudsman’ın başarılı olabilmesi için, yukarıda zikrettiğim tüm önlemlerden daha önemlisi, toplumun, bir uzlaşma kültürüne sahip olmasıdır. Bu da, hem yönetenlerin, hem de yönetilenlerin bu kurumun işlevlerini benimsemiş ve özümsemiş olmasını ve ona güvenmesini gerektirir. Türk kamu yönetimi, Ombudsman kurumuna esasen yabancı değildir. Ancak kurumun, bugün Batı ülkelerinde yer aldığı şekliyle Türkiye’de kuruluncaya ve yerine oturuncaya kadar, yöneticilerin, Ombudsman ile ne ölçüde işbirliği yapacaklarını zaman gösterecektir. Ancak, İsveç dışındaki ülkelere ilk geldiği zaman, o ülkelerde de,  buna benzer zorlukların yaşanmış olabileceğini farz edebiliriz. Türkiye de, böyle bir uyum sürecinden geçtikten sonra Ombudsman kurumunun başarıyla işlediği bir ülke haline gelebilir. Bu nedenle kurumun bir an önce Türkiye’ye taşınıp faaliyete geçmesi önem arzetmektedir.

Bu sözlerimle konuşmamı tamamlarken beni sabırla dinlediğiniz için sizlere çok teşekkür ediyor ve saygılarımı sunuyorum.

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.